Erzurum Üç Kümbetler Millet Bahçesi

Erzurum Üç Kümbetler Millet Bahçesi’nin tasarımında kentin sahip olduğu tarihi, kültürel ve doğal değerleri çağdaş şehircilik anlayışı içinde yorumladıklarını söyleyen Peyzaj Mimarı ve Kentsel Tasarım Uzmanı Zeyat Hattapoğlu, proje kurgusunu silinmeye yüz tutan eski mahalle dokusu üzerinden geliştirdiklerini anlattı. Erzurum Üç Kümbetler Millet Bahçesi nerede? Özellikleri neler? Erzurum Üç Kümbetler Millet Bahçesi hakkında geniş detaylı bilgiler içeriğimizin devamında…

Üç Kümbetler Millet Bahçesi’nde tasarım öncelikleriniz nelerdi?

Erzurum’un Yakutiye ilçesinde yer alan proje alanı, tarihi kent merkezinin bir parçası konumundadır. İçinde Üç Kümbetler başta olmak üzere tarihi ve kültürel öneme sahip türbe, cami, mescit, çeşme, hamam, konak gibi birçok geleneksel mimari örnek yer alıyor.

Erzurum Üç Kümbetler Millet Bahçesi
ile kentlinin yaşam standartlarını yükseltebilecek fiziki, sosyal ve kültürel mekân düzenlemelerini içeren, rekreasyonel faaliyetlere imkân veren, aynı zamanda Erzurum ve yöresini karakterize eden endemik bitki türlerinin de yer aldığı bitkisel kompozisyonlarla zenginleştirilmiş ve bulunduğu tarihi çevrenin adına yakışır bir yaşam alanı oluşturmayı amaçladık. Bu alan, yöre halkı ve kente gelen ziyaretçiler için doğal, tarihi ve kültürel manzaralar eşliğinde vazgeçilmez bir nefes alma mekânı olacak.

ESKİ MAHALLE DOKUSUNU YAŞATMAK

Tasarımda kentsel tasarım ilkelerini, kamu yararını ve kentsel yaşama dair ihtiyaçları ön planda tuttuk. Kentin plansız ve estetikten uzak gelişen bu bölgesinde, topografya ve mevcut yerleşim dokusuna uygunluk, koruma-kullanma dengesi ve sürdürülebilirlik, yüksek düzeyde erişilebilirlik gibi çağdaş şehircilik kavramlarının öncelendiği ve kentin sahip olduğu tarihi, kültürel ve doğal değerler hakkında kullanıcı üzerinde farkındalık oluşturacak çok yönlü bir mekân organizasyonu kurguladık.

Plansız kentleşme neticesinde kent merkezi ve çevresi tarihi ve kültürel yıkıma uğramıştı. Alandaki eski mahalle dokusundan geriye kalan kamusal ve sivil mimari örnekleri, projenin dolaşımağı ve mekân organizasyonunda temel belirleyici unsurlar olarak ele aldık. Kentsel bellek bağlamında silinmeye yüz tutan eski mahalle dokusunu bu vesileyle yaşatmayı hedefledik.

Bu kapsamda alandaki bütün yapıları korurken, imar planındaki yol güzergahlarını alanın karakterine ve projenin içeriğine uygun olacak şekilde yorumladık. Projedeki ana yaya aksı ve gezinti rotalarını eski mahallenin sokak dokusu izleri üzerinden geliştirdik.

Projede sizi en çok heyecanlandıran nedir?

Özel kentlerin karakter bölgeleri ve kendine özgü mimari eserleri vardır. Bu kadim kentin de hemen ilk akla gelen karakter bölgesi tarihi kalesi ve çevresidir. Projenin etki alanı içinde yer alan Ulu Cami ve Çifte Minerali Medrese gibi mimari klasikler başta olmak üzere arazinin farklı noktalarında konumlanmış kendine özgü form ve kültürel anlam derinliğiyle “Kümbet”lerin proje alanında mekânsal kurguya yön veren ana bileşen olarak yer alması, tasarımcı olarak bizleri doğal olarak heyecanlandıran durumlar. Eski mahalleden geriye kalan ve kentin en güzel sivil mimari örneklerinden olan bir konağın çevresini tasarlamak, hemen ötesinde kaybolan bir sokağı kendi ölçeğinde tekrar oluşturmaya çalışmak, sorumluluk ve mesleki tatmin noktasında kıymetli uğraşlardır diyebilirim.

PROJE ALANINDAKİ YAPILAR

78.619 metrekarelik proje alanının güneyinde Bentdibi Caddesi, kuzeyinde Yenikapı Caddesi, doğusunda Palandöken Caddesi, batısında ise Ceylanoğlu Sokak yer alıyor. Eğimli bir topografyaya sahip olan alanın en düşük noktası ile en yüksek noktası arasında yaklaşık 24 metre kot farklı bulunuyor.

Proje alanında tarihi ve kültürel öneme sahip mevcut yapılar; Üç Kümbetler, Mehdi Abbas Türbesi, Rabia Hatun Türbesi, Emir Şeyh Cami, Mehmet Kethuda Çeşmesi, Gürcü Mehmet Paşa Cami, Kırmacı Cami, Mahmudiye Cami, Saray Hamamı ve geleneksel konutlar. Projeyle birlikte ekleneceklerse; ana giriş meydanı, Mehmet Kethuda Çeşmesi setli meydan, tema bahçeleri, Üç Kümbetler seyir terasları, çok amaçlı çayır, sera kafe, vadi balkonu, çocuk oyun alanı, yansıtma ve oyun havuzları, çok amaçlı etkinlik terasları, yeşil avlu, millet kıraathanesi ve ticari birimler olacak.

TARİHİ MERKEZ İLE GÜÇLÜ ERİŞİM

Tarihi merkez ile güçlü bir erişim kurabilmek için ana giriş meydanını proje alanının kuzeyinde ve Çifte Minerali Medrese cephesine bakan bölümde kurguladık. Bu bölümün eğimli yapısı nedeniyle meydanı, oturma ve dinlenme imkânı veren taş setmeler şeklinde düzenledik.

Proje alanının topografik yapısı, konumu ve çevresel veriler ışığında erişim imkânlarını ön planda tutarak tüm kullanıcılar için konforlu bir dolaşım sağlamaya çalıştık. Proje alanındaki eski mahallelerin sokak dokusu izleri üzerinden geliştirdiğimiz sirkülasyon kararları ile kentsel belleğin yaşatılması noktasında yine tarihi merkeze güçlü bir erişim hedefledik.

TÜRK BAHÇESİ ÇİÇEKLERİ

Tarihi merkez ve çevresinde bulunan çeşmelerden biri olan Mehmet Kethuda Çeşmesi, Üç Kümbetlerin giriş cephesinde yer alıyor. Çeşme ve çevresini imar planında tanımlandığı gibi meydan olarak ele aldık, setli olarak tasarladık. Geleneksel sivil mimari örneklerle çevrelen meydanı soğanlı ve diğer perennial klasik Türk bahçesi çiçekleriyle (leylak, gül, karanfil, nergis, lale, sümbül) temalandırdık. Setli Meydan’ın en alt kotundaki giriş bölümünde ise yöreye özgü endemik bir tür olarak yetişen Karayazı Ters Lalesi parterleri düzenledik.

ÜÇ KÜMBETLER VE SEYİR TERASLARI

Üç Kümbetler ve çevresini mekânsal açıdan bakı noktalarından takip edilen bir inceleme mekânı olarak kurguladık. Mekânın veya yapının aralarında / etrafında dolaşmadan, tarihi ve kültürel değerler ile belli bir ciddiyet ve özen dahilinde bir görsel iletişim kurmaya çalıştık. Kümbetlerin güney cephesinde; Üç Kümbetler-Çifte Minareli Medrese-Ulu Cami ve Erzurum Kalesi’nden oluşan tarihi kent silüetine hakim bir noktada seyir terasları tasarladık. Ana giriş meydanı ile kümbetlerin kuzey cephesi arasındaki bölümde doğal taşlarla eğimli yeşil teraslar oluşturduk. Yeşil terasları yöreye özgü endemik bir tür olan Tortum Süseni ve doğal olarak yetişen diğer süsen türlerinin sergilenebileceği şekilde düzenlendik.

TÜRBELERİN ÇEVRESİNDEKİ DÜZENLEMELER

Mehdi Abbas Türbesi, Emir Şeyh Cami, Saray Hamamı ve diğer birkaç geleneksel konut yapısıyla çevrelenmiş durumdadır. Atıl durumda bulunan ve kısmen eğimli yapıdaki bu alanı doğal taşlarla teraslandırdık ve türbenin konik formunu karakterize edecek şekilde yöreye özgü koniferlerden mavi ladin ile temalandırdık. Salep ve dağ sümbülü gibi doğal bazı yer örtücülerle birlikte yöreye özgü endemik bir tür olarak yetişen Erzurum Morgeveni için bir sergileme alanına yer verdik.

Ana yaya aksı üzerinde yer alan ve proje alanının en karakteristik lokasyonlarından birine sahip Rabia Hatun Türbesi ve yakın çevresindeki düzenlemeleri, taş duvar ve ağaçları bütünüyle koruduk. Türbenin bulunduğu yamacın eteklerine ise yapının azametinin izlenebildiği en uygun noktada odak niteliğinde bir vadi balkonu tasarladık.

MEYVE BAHÇESİ VE SERA KAFE

Proje alanındaki camilerden Kırmacı Cami’nin güneyindeki düzlük alanda, eski yerleşim dokusu içindeki çıkmaz sokağın bulunduğu bölüme, her yaş grubundaki çocuklar için doğal malzemelerden oluşan bir çocuk oyun alanı tasarladık.

Kırmacı Cami, doğu cephesindeki bahçeli konut ve Rabia Hatun Türbesi’nin bulunduğu bu bölüm eski mahallelerden bir kesit sunuyor. Bu yapı grubunun çevresinde başta çocuklar olmak üzere tüm ziyaretçilerin kullanımına açık olan ve yöreye ait tescilli türlerden oluşturulan bir meyve bahçesi düzenledik.

Üç Kümbetlerin güneyinde yer alan ve proje alanının en geniş açıklığına sahip olan bölümü ise uçurtma festivali, yöresel etkinlikler gibi açık alan aktivitelerine uygun olarak çayır karakterinde düzenledik. Erzurum’da kış mevsimimin uzun geçmesini de göz önünde bulundurarak çayır alanının güneyine geniş bir manzaraya sahip olan kısma çelik karkaslı bir sera kafe tasarladık.

AVLULU MEDRESE KARAKTERİNDE MİLLET KIRAATHANESİ

Ana yaya aksının kuzey-güney istikametinde mevcut sokak izleri üzerinden ulaştığı en son ve en yüksek noktadaki tepelik bölüme millet kıraathanesi konumlandırdık. Kıraathane yapı grubunu, insan ölçeğine ve dolayısıyla geleneksel yapılaşmaya uygun şekil deve avlulu bir medrese karakterinde tasarladık. Kütüphane, çocuk kütüphanesi, kitap kafe bölümlerine açılan yarı açık avluyu, güneydeki çok amaçlı Yeşil Avlu ile ilişkilendirdik.

Kentsel ihtiyaçlar doğrultusunda planladığımız sıralı dükkânlarla, proje alanını yüksek bloklardan oluşan çevre dokusundan koparmayı amaçladık. Günümüz kentlerinde günübirlik ticaretin artık çoğunlukla AVM’lerde yürütülmesi sorunsalına karşın geliştirdiğimiz sıralı dükkân tipolojisiyle geleneksel dokuya uygun mimari çözümler getirirken, sosyal ilişkilerin canlandırılmasını da gözettik.

Kentin tarihi merkez bölgesinde ciddi bir otopark sorunu olduğu biliniyor. Proje alanını kullanacak ziyaretçilerin ve kent merkezindeki otopark ihtiyacına binaen alanın batısında bir zemin altı otopark projelendirdik. Topoğrafik veriler ışığında kademeli olarak tasarladığımız ve iki bodrum kattan oluşan zemin altı otoparkın çatı terasını, yapının mimarisine uygun olarak, yazlık sinema, konser gibi çeşitli gösterilerin yapılabileceği şekilde setli formda düzenledik.

BİTKİSEL KOMPOZİSYON

Projenin bitkisel kompozisyonu, yörenin iklim ve florasını karakterize eden türlerle oluşturuldu. Huş, kuş üvezi, leylak gibi yapraklı ağaç ve ağaççıklar, mavi ladin ve sarı çam gibi ibreliler yöreye özgü türler içerisinden bitkisel kompozisyonun ana bileşenleri olarak belirlendi. Ağaçları, çevredeki yüksek yapılaşmadan ve araç yolundan soyutlanmak amacıyla proje alanının çeperlerinde kitlesel olarak kullandık; ana yaya aksı ve gezinti rotalarında ise yönlendirici ve mekânı tanımlayıcı şekilde ikili-üçlü gruplar ve soliter olarak yerleştirdik.

Yöreye ait endemik bitkilerin tanıtımı, korunması, uygun üretim tekniklerinin geliştirilmesi ve teşvik edilmesi noktasında ‘Erzurum Morgeveni, Karayazı Ters Lalesi ve Tortum Süseni’ne, özel lokasyonlarda yer verdik.

Yapısal ve bitkisel düzenlemeler dışında kalan alanların geneli, içinde doğal çiçek tohumları bulunan ve düşük düzeydeki bakım, sulama ve işletme giderleriyle yaşayabilen ‘çayır çimi’ karışımıyla yeşillendirilecek ki çayır çimi, projenin doğal peyzaj karakterinin de bir bileşeni. Kültür çimi ise Yeşil Avlu’nun iç kısmında ve zemin altı otopark üzerinde yapılacak düzenlemelerde toprak tutucu elemanla birlikte kullanılacak.